1. Anasayfa
  2. Bel ve Sırt Ağrısı
  3. Her Beş Kişiden Dördü Bu Şikayette Bulunuyor

Her Beş Kişiden Dördü Bu Şikayette Bulunuyor

Bu yazı 20 Ağustos 2014, Çarşamba tarihinde yayınlandı ve 1448 defa okundu

Her Beş Kişiden Dördü Bu Şikayette Bulunuyor

Bel ağrısının istatistiklere göre çok sık görülen solunum yolu enfeksiyonundan sonra ikinci sıklıkta görülen sağlık problemi olduğu, her beş kişiden dördü hayatlarının bir döneminde bel ağrısı ile karşılaştığı bildirildi.

Uzmanlar bel ağrısı, kireçlemeden Ankilozan Spondilit gibi romatizmal hastalıklara kadar pek çok hastalığın da belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor.Bel ağrısında risk faktörleri olarak mesleki ve genetik faktörlerin ön plana çıktığını belirtenBaşkent Üniversitesi Özel Başkent Uygulama ve Araştırma Merkezi Romatoloji Bölümü’nden Uzman Dr. Müge Aydın Tufan, “ Yaş, cinsiyet, sigara içme, obezite, önceden bel ağrısı atağı geçirmiş olmak risk faktörleri arasındadır. Ağır bedensel zorlanma gerektiren işlerde çalışmak bel ağrısı sıklığını arttırmaktadır” dedi.


AKUT BEL AĞRISINA DİKKAT


   Akut bel ağrısının sıklıkla omurga çevresindeki kaslar veya bağların gerilmesi veya hasarlanması sonucu ağrı ortaya çıktığını ifade eden Uzm. Dr. Müge Tufan şunları söyledi:


“ Akut ağrı hareketle artar, istirahatle azalır. Akut ağrıların çoğu kendiliğinden veya ilaçlarla geçen altta önemli bir sebebin olmadığı mekanik ağrı tipidir. Ağır kaldırma, duruş bozukluğu, ev ve iş yerindeki gerginlik, egzersizden uzak yaşam akut bel ağrısına zemin hazırlar. Bu ağrıların yüzde 90’ı 3 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşir. Ancak her zaman bu kadar masum olmayabilir. Eğer bel ağrısı azalacağı yerde giderek şiddetleniyorsa, ayakta veya bacakta güç kaybı, uyuşma varsa, idrar ve büyük abdest kaçırma gibi semptomlar tabloya eklenmişse beyin cerrahi uzmanına başvurmak gereklidir”


KRONİK BEL AĞRINIZ VARSA NE YAPMALISINIZ?


   3 aydan uzun süren bel ve sırt ağrısı ile sağa ve sola yer değiştiren kalça ağrısına dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Uzm. Dr. Tufan, “ İstirahatle artan, gece uykudan uyandıran, Sabah uyandığınızda belde tutukluk yakınmanızda varsa Romatoloji uzmanına başvurmanız gereklidir. Bunlar Ankilozan Spondilit denilen bir romatizmal hastalığın belirtisi olabilir” diye konuştu. Tufan Ankilozan Spondilit ile ilgili olarak da şu bilgileri verdi: “Ankilozan Spondilit, omurganın son kısmı ve leğen kemiği arasındaki eklemin (sakroiliak eklem) iltihaplanması olarak ifade edilen kronik bir romatizmal hastalıktır. Başta bel bölgesinde olmak üzere tüm omurgada hareket kısıtlılığına yol açabilir. Erkeklerde daha sık görülür. Kadınlarda daha hafif seyirlidir. Genellikle 20-30 ‘lu yaşlarda başlar. Ankilozan Spondilit ağrısı istirahatle artar. Hasta sabah uyandığında belinde ve kalçasında şiddetli ağrıdan muzdariptir. Sabah katılığı belirgindir. Sabah kıyafetlerini giymekte zorlanır. Öğleden sonra hareketle rahatlar. Hasta gece sabaha karşı ağrı ile uyanabilir. Ankilozan Spondilit’li hastalar yanlışlıkla bel fıtığı teşhisi alabilir. Zamanla omurgada iltihap ilerler omurga hareketliliği azalır ve kamburluk gelişebilir. İlerleyen dönemde boyun hareketleri de kısıtlanabilir.

ANKİLOZAN SPONDİLİT TEDAVİSİ YENİ BİR BOYUT KAZANDI


    Ankilozan Spondilin tanısı ve tedavi yöntemleri konusunda ise Tufan, şu açıklamayı yaptı:


“Tanı; hastanın yakınmaları, ayrıntılı bir fizik muayene, radyolojik incelemeler (direkt grafi ve gerekirse sakroiliak MR) ile konulur. İlaç tedavisi kadar fizik tedavi ve egzersizler çok önemlidir. Güçlü bel ve karın kasları, bel ağrısına karşı en önemli koruyuculardır. Düzenli bel egzersizleri ve yüzme en iyi gelen aktivitelerdir. Anti TNF olarak bilinen güncel tedaviler ile Ankilozan Spondilit tedavisi yeni bir boyut kazanmıştır. Sülfasalazin ve steroid olmayan antienflamatuvar ilaçlara dirençli aktif hastalarda oldukça etkilidir. Uygun tedavi ve düzenli Romatoloji uzman doktor kontrolleri ile hastalık kontrol altına alınabilir ve hareket kısıtlılığı gelişmeden engellenebilir. Ankilozan Spondilit’in primer tedavisi ilaç tedavisidir. Ancak kalça ekleminin tutulduğu hastalarda, tedaviye rağmen inatçı kalça ağrısı devam ediyorsa kalça protezi uygulanabilmektedir. Ayrıca şiddetli omurga deformitesi olan hastalarda rahatlatıcı cerrahi tedaviler yapılabilmektedir”.

Bu içerik için henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.