1. Anasayfa
  2. Diyet & Zayıflama, Diyet ve Zayıflama, Obezite
  3. Obezite ameliyatına DUR!

Obezite ameliyatına DUR!

Bu yazı 19 Nisan 2017, Çarşamba tarihinde yayınlandı ve 4087 defa okundu

Obezite ameliyatına DUR!

Obezite ameliyatı estetik kaygı sebebiyle değil ancak “ölümcül obez” sınırındakiler için uygulanmalı.

Avrasya Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Hasan Özkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, obezitenin, Türkiye'de son yıllarda halk sağlığını tehdit eden hastalıklardan biri haline geldiğini söyledi.

Sağlık Bakanlığının yaptığı araştırmalara göre, Türkiye'deki obezite görülme oranının yüzde 30'a ulaştığına işaret eden Özkan, ülkede ortalama her üç kişiden birinin şişman olduğunu ifade etti.

Obezite, şeker ve kalp hastalığı, fiziksel engeller ve aynı zamanda çeşitli kanserlere yol açtığı için "Doğal bir afet" olarak değerlendirildiğini vurgulayan Özkan, fiziksel aktivitede düşüş, sağlıksız beslenme ve stresli bir yaşamın, obeziteye neden olduğunun altını çizdi.

"Estetik kaygılarla ameliyat yapılıyor"

Vücut kitle endeksi 25-30 olan kişilere "Fazla kilolu", 30-40 olanlara "Şişman" ya da "Fazla kilolu", bunun üzerindekilere de "Ölümcül obez" dendiğini belirten Özkan, şöyle devam etti:

"Peki ne yapmak gerekiyor? Vücut kitle indeksi 40'ın üzerinde olan, 'ölümcül obez' olan kişiler, cerrahi müdahaleyi gerektiren kişilerdir. Bunlarda ölümcül sorunlar oluşmaktadır ya da ölümcül hastalıklar gelişmektedir. Hasta iki ya da üç defa diyet kontrolü yaptığı halde zayıflayamıyorsa bunlara gerekli tıbbi incelemelerin ardından tüp mide ameliyatları yapılmaktadır ama günümüzde öyle bir hava yaratılmıştır ki hafif şişman hasta bile estetik kaygılarla ameliyat yapılmaktadır. Estetik kaygılarla yapılan obezite ameliyatı (bariatrik cerrahi) felakettir. Bunun sonucunda uzun dönemde çok önemli komplikasyonlu sonuçlara varmaktayız."

Prof. Dr. Hasan Özkan, medyada 1-4 yıllık sürede verdikleri kiloları anlatan kişilerin haberlerine yer verildiğini, bu kişilerin 20 yıl sonra ise tekrar eski kilosunu almış olacaklarını söyledi. Ameliyatın tek çözüm olmadığına işaret eden Özkan, "Ameliyattan sonra gerekli diyet, egzersiz, yaşam koşullarını devam ettirmeniz gerekir." dedi.

"Mide akılsız bir organ değildir"

Prof. Dr. Özkan, midenin beyin gibi düşünüp kararlar alan bir organ olduğunu, mide ve bağırsaklarda 100 milyon sinir hücresi ve neron bulunduğunu kaydetti. Kişiler yemek yiyip yattığında, midenin gerekli emirleri alıp çalışmaya başladığını anlatan Özkan, şöyle konuştu:

"Mide akılsız bir organ değildir. Tüp mide ameliyatında midenin yarıdan çoğunu aldığınız zaman, mide bu aklını kaybediyor. Vücudun dengesi kayboluyor. Mide sadece yeme organı değil. Midede vitaminler, mineraller, demir, kalsiyum vardır. Mide günde 2,5 litre salgı salar. Midenin yarıdan çoğu alındığında hep bu fonksiyonlar kaybolur. Hastalar nörolojik bozukluklarla karşımıza gelir, yürüyemez, yiyemez olur ve yatağa bağlı hale gelir. Tüp mide ameliyatlarından sonra önemli sonuçlardan birisi de ölümdür. Buna çok sık rastlıyoruz. Birçok sebebi var ama en önemli sebebi bariatrik cerrahiyi yapan deneyimli bir merkez olması lazım."

Özkan, bariatrik cerrahinin asıl sonuçlarının 20 yıl sonra görülebileceğinin altını çizdi. Obezite ameliyatının "Estetik bir operasyon olmadığını" vurgulayan Özkan, "Bu kadar önemli komplikasyonları olan bir ameliyatın, toplum sağlığı olarak ortalama yüzde 30'u obez olan ülkemizde, masum bir şekilde lanse edilmesi yanlıştır." dedi.

Kaynak: AA/Servet Tümer

 

 

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ

Bu içerik için henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.