1. Anasayfa
  2. Beslenme, Sağlıklı Yaşam
  3. Şeker hastası oruç tutabilir mi?

Şeker hastası oruç tutabilir mi?

Bu yazı 07 Haziran 2016, Salı tarihinde yayınlandı ve 676 defa okundu

Şeker hastası oruç tutabilir mi?

Tansiyon, şeker ya da kanser hastası mısınız? Oruç tutabilir misiniz?

Hürriyet de köşe yazan Osman Müftüoğlu, ramazan aylarında hangi hastaların oruç tutup tutamayacağı noktasında ayrıntılı bir yazı hazırlamış. Osman Müftüoğlu tansiyondan kansere, hastaların Ramazan ayında nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini anlatmış:

Ramazan sofraları iftarda da, sahurda da sadece coşku, neşe, huzur vermiyor, iyi planlandıklarında sağlığımıza güç ve kuvvet de ekliyor. Ama yine de bazı sağlık sorunları söz konusu olduğunda biraz daha dikkatli, uyanık olmakta fayda var.

Ramazan her şeyden önce bize bedeni oruca sokup dinlendirmek, arındırıp hafifletmeyi hatırlatıyor. Kısacası oruç tutmak anlamına geliyor. Ramazan sofraları ise iftarda da, sahurda da sadece coşku, neşe, huzur vermiyor, iyi planlandıklarında sağlığımıza güç ve kuvvet de ekliyor. Ama yine de bazı sağlık sorunları söz konusu olduğunda biraz daha dikkatli, uyanık olmakta fayda var. Her şeyden önce şu mühim ayrıntıyı unutmayalım: Sağlığımız bize bağışlanmış en mühim emanet. O olmadan hiçbir şey olmuyor. Bu nedenle sağlığımızı riske sokacaksa eğer oruç tutmaktan da, mahrum kalınabiliyor. Eğer herhangi bir sağlık sorununuz varsa, özellikle hipertansiyon, şeker hastalığı, hipoglisemi, organ yetmezliği, kanser gibi sorunlar söz konusuysa lütfen oruç kararı vermeden önce doktorunuzla bir konuşun. Onun fikirlerini alıp tavsiyelerine uyun. Bizim “hastalık ve oruç” önerilerimize gelince. Buyurun...

 

Varan 1: Tansiyonu yüksek olanlar oruç tutabilir mi? 

Eğer başka ciddi bir sağlık sorununuz söz konusu değilse ve tansiyonu ayarlayan ilaçlar günde iki defadan daha sık kullanmayı gerektirmiyorsa, hipertansiyonlu birinin oruç tutmasında mahsur yoktur. 
Dikkat edilmesi gereken küçük bazı detaylar var. Onlar da şunlar: 
—Tuzlu besinlerden uzak durmaya devam edilecek. 
— Hazır ayranların yüksek oranda tuz içerebilecekleri unutulmayacak. Ev yapımı ayran, yoğurt tercih edilecek.
— Yine tuz içeriği fazla olabilen kavurma, pastırma, salam gibi şarküteri ürünlerinden uzak durulacak. 
— Potasyum içeriği yüksek besinler (kayısı, şeftali, kavun, ıspanak, maydanoz, kurubaklagiller) tercih edilecek.
— Kuruyemişlerin tuz eklenmeyenleri yenecek.
— Ramazan pidelerinde fazlaca tuz bulunabileceği akılda tutulacak.

Not: Pide esasen sağlıklı bir ekmek değil. Geleneksel olduğu için tabii ki küçük bir parça yenebilir ama Ramazan’da da ekşi mayalı ekmekler tercih edilmeli. 


— Ramazan sofralarında sık sık yer verilen pasta, kek, kurabiye ve diğer unlu tatlılarda kullanılan kabartma tozunun tansiyonu etkileyebileceği aklınızda olsun.

 

VARAN 2: Kanser hastaları ne yapmalı?

Oruç-kanser ilişkisi hep gündemde olmuştur. Bazıları vücudu aç bırakarak kanserli hücrelerin de beslenmesinin önlenebileceğini, neticede bölünme ve çoğalmalarının engellenip yaşam sürelerinin kısaltılabileceğini ileri sürerler. Ancak bu bilginin net bir kanıtı elimizde yok. 
Ayrıca oruç süresince ortaya çıkabilecek bazı metabolik değişimlerin kanserli hastalarda ciddi sorunlar yaratabileceğini de söylemek yanlış olmaz. 


Amerika’da Norris Kanser Merkezi’nden Dr. Longo ve arkadaşlarının yaptıkları bir klinik çalışmada oruç ya da uzun süreli açlığın kanser hastaları üzerindeki etkileri incelenmektedir. 
Elimizde hâlâ net ve açık sonuçlar yok. Bazılarına göre açlığın yarattığı stres nedeniyle sağlıklı hücreler kanserli hücrelere göre kemoterapiye daha iyi direnç gösterebilirler ki bu bir avantajdır. Daha yüksek dozda kemoterapi yapılabilir veya kemoterapinin yan etkileri azalabilir. Diğer taraftan orucun biyolojik saatle olan ilişkisi nedeniyle de farklı neticelerin alınması umut edilebilir. Bununla birlikte kanser tedavisi gören herkesin elimize net ve açık kanıtlar geçene kadar oruç tutmamaları ve kendilerini tedavi eden kanser uzmanlarına danışmadan oruç dâhil farklı hiçbir beslenme programına girmemeleri en doğru yaklaşımdır.

 

VARAN 3: Hipoglisemi ve oruç

Oruç konusunda kafası en çok karışanlar şeker hastalarıyla hipoglisemisi olanlardır. 
Oruç süresince aç kalınan süre (sahur-iftar aralığı) ne kadar uzunsa hipoglisemik birinde kan şekerinin kritik hudutların altına düşme ihtimali (yüzde 50 mg ve altı) daha fazladır. Ağır hipoglisemisi olan birinin oruç tutmaması daha doğrudur. Hafif, tolere edilebilecek düzeyde hipoglisemisi olanlarsa oruç tutmayı deneyebilirler. 
Eğer “baş ağrısı, terleme, çarpıntı, baş dönmesi, baygınlık hali ve aşırı tatlı ya da gıda ihtiyacı” gibi belirtiler yaşarlarsa bunlar hipoglisemi işaretleridir ve oruç uygulamasının sonlandırılması gerekmektedir.

 

VARAN 4: Şeker hastası oruç tutabilir mi?

Prensip olarak insülin kullanan hiçbir şeker hastası oruç tutmamalı. Özellikle yaşamları insüline bağımlı olan çocuk tipi diyabeti olanlar (Tip1 diyabet hastaları) oruç tutmayı akıllarından bile geçirmemeli. 
Peki “tip 2 diyabetliler, yani orta yaş ve sonrasında şekeri çıkanlar oruç tutabilirler mi?” 
Eğer insülin kullanmıyorlarsa ve günde bir ya da iki kez kullandıkları haplarla kan şekerlerini rahatlıkla ayarlayabiliyorlarsa ve tabii ki diyabete bağlı ciddi bir komplikasyon sorunu yaşamıyorlarsa (böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği, beyin damar hastalığı, ayak damar hastalıkları/diyabetik ayak gibi) doktorlarından izin almak koşuluyla beslenme sistemlerini ve ilaçlarını yeniden ayarlayarak oruç tutmayı deneyebilirler. 
Tekrar edelim: İlaç saatlerini ve dozlarını yeniden ayarlamak, yiyip içtiklerini ve toplam kalori ihtiyaçlarını yeniden düzenlemek zorundadırlar. 
Bir iyi haber de şu: Göbekli, insülin direnci, metabolik sendrom ve bel çevresi genişliği sorunu olan ve zaten bu nedenle şeker hastalığına yakalananlarda iyi planlanmış bir oruç süreci zarar vermek bir yana, ilaçlara olan ihtiyacı bile ortadan kaldırabiliyor. 
En azından kan şekerinin ayarını daha da kolaylaştırabiliyor. Sonuç şu: Bazı şeker hastaları rahatlıkla oruç tutabilirken, bazıları da asla tutamaz. Kararı hastaları izleyen hekimlere bırakmak lazım.

 

VARAN 5: Reflüsü olan ne yapsın? 

Reflüsü, ülseri, gastriti, hatta koliti olanlar bile rahatlıkla oruç tutabilirler. 
Yeter ki neleri yiyip içebileceklerini iyi öğrensinler, nelerden uzak duracaklarını bilsinler. 
Reflü ve gastrit şikâyeti olanlarda oruçla birlikte başlangıçta ekşime, yanma, kazınma, şişkinlik gibi şikâyetler olabiliyor ama bunlar da zamanla hafifliyor, hatta tamamen düzeliyor. 
Sorun en çok besin seçimlerini hatalı yapanlar, sahuru atlayanlar, iftarı abartanlar, hızlı ve fazla yiyip içenlerde ortaya çıkıyor. 
Ramazan boyunca mide ve bağırsakları yoran değil, dinlendiren, üzen değil, sevindiren besinler yiyip içen çoğu reflülü, gastritli, kolitli kişi kendini daha iyi hissediyor. 
Ama burada da en doğru kararı sağlık sorununuzu izleyen hekimin vereceğini unutmayın.

Müftüoğlu, yazısının sonunda Diyetisyen Nilüfer Bayramın Ramazan mönüsüne de yer vermiş:


İFTAR

* 2 adet hurma
* Çorba 
* 4 çorba kaşığı zeytinyağlı sebze yemeği 
* 1/8 Ramazan pidesi veya 1 dilim tam buğday unundan yapılmış ekmek

 

10-15 DAKİKA SONRA

1. SEÇENEK
* Kıymalı kabak-biber dolma k Yoğurt veya ayran veya cacıkk Salata

2. SEÇENEK 
* Fırın tavuk (sebze garnitürlü) k Yoğurt veya ayran veya cacık k Salatak Bulgur pilavı

3. SEÇENEK 
* Kuşbaşı etli sebze yemeği k Yoğurt veya ayran veya cacık k Salata k Sebzeli börek

 

SAHUR

1. SEÇENEK
* Sebzeli börek
* Yoğurt
* Ceviz 
* Meyve

2. SEÇENEK
Tam buğday unundan sandviç ekmeğinin arasına domates, salatalık gibi çiğ sebzelerin yanına aşağıdaki seçenekleri koyabilirsiniz:
* Beyaz peynir
* Haşlanmış tavuk 
* Kaşar peyniri ve hindi salam
* Yoğurt veya ayran
* Meyve

3. SEÇENEK
* Sebze yemeği 
* Erişte veya bulgur pilavı 
* Yoğurt
* Söğüş sebze 
* Meyve

 

Bu içerik için henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.