1. Anasayfa
  2. Tamamlayıcı Tıp, Hastalıklar, Sağlık Haberleri
  3. Şifahanelerden günümüze ulaşan tamamlayıcı tedavi: Müzik terapi

Şifahanelerden günümüze ulaşan tamamlayıcı tedavi: Müzik terapi

Bu yazı 16 Ağustos 2017, Çarşamba tarihinde yayınlandı ve 500 defa okundu

Şifahanelerden günümüze ulaşan tamamlayıcı tedavi: Müzik terapi

Tıbbın babası Hipokrat, Platon, anatomi ve fizik bilgini Gallen de müziğin tedavi edici özelliği olduğunu söylemişlerdir.


Dünya Müzik Terapi Federasyonu, müzikle tedaviyi ‘Bir kişi veya grubun fiziksel, duygusal, sosyal ve kognitif ihtiyaçlarını karşılamak üzere gereksindiği iletişim, ilişki, öğrenme, ifade, mobilizasyon, organizasyon ve diğer ilgili terapötik öğeleri geliştirmek ve artırmak için müziğin ve/ veya müzikal elemanların (ses, ritm, melodi ve harmoni) eğitimli bir müzik terapisti tarafından tasarlanarak kullanılması’ olarak tanımlar.

Müzik terapisinin geçmişi antik çağlara dayanmaktadır. İlk kurucusu olarak kabul edilen isim M.Ö. 570-495 yıllarında yaşamış olan Pisagor’dur. Filozof ve matematikçi Pisagor, umutsuzluğa düşen kimseleri veya çabuk öfkelenen hastaları belirli melodilerle tedavi edebilme imkanını araştırmıştır. Seslerin harmonisinin bir sonucu olan müzik, Pisagor’ a göre vücuttaki harmoninin bozulduğu durumlarda en etkili devadır.

Tıbbın babası Hipokrat, Platon, anatomi ve fizik bilgini Gallen de müziğin tedavi edici özelliği olduğunu söylemişlerdir.

18.-19. yüzyıllara gelindiğinde müziğin, ses titreşimlerinin kan dolaşımını yöneten sinir merkezleri üzerine çarpıp geri dönmesi ile kan dolaşımını etkilediği düşünülürdü. Böylelikle kan damarları genişleyerek kan dolaşımı artmaktaydı. 1880’de Rus doktor Dogiel, venografi kullanarak bu etkinin sesin yüksekliğine, şiddetine, perdesine ve enstrümanın cinsine göre değişebildiğini göstermiştir.

‘… Tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini artırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, hastanın çevresini daha sevimli ve hoşa gider hale getirmek, ona en iyi musikiyi dinletmek ve sevdiği insanlarla bir araya getirmektir…’     İbn-i Sina

İbn-i Sina’nın etkisinde kalan Osmanlı saray hekimi Musa bin Hamun, Kanuni Sultan Süleyman’a ithaf ettiği diş hekimliğine ait Türkçe eserinde diş hastalıklarının müzikle tedavisinden söz eder, çocukların müzikle uyutulmasını önerir. Selçuklu ve Osmanlılarda tedavi, bireysel olarak veya darüşşifalarda yapılmıştır. En bilinenleri: Kayseri Gevher Nesibe Tıp Medresesi (1206) Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (1228) Amasya Darüşşifası (1309) Fatih Darüşşifası (1470) Edirne Sultan II.Bayezid Darüşşifası (1488) Süleymaniye Tıp Medresesi ve Şifahanesi (1556) Enderun Hastanesi Ayrıca Selçuklu, Memlüklü ve Osmanlı Türkleri’nin Şam, Kahire ve Bursa’daki hastanelerinde akıl hastalarını, ilaçla, uğraşıyla ve müzikle tedavi ettikleri bilinmektedir.

Günümüzde de yurtdışında lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimleri, tedavi merkezleri bulunan müzik terapi için üllkemizde 2013 yılında sağlık bakanlığı bünyasinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığı kurulmuş ve 15 uygulama alanı içerisinde müzik terapi de yer almışır. 13 Temmuz 2016 tarihinde ise sağlık bakanlığı tarafından “Müzik Terapi Eğitim Standartları yayınlanmış böylece müzik terapi alanı yasal zeminde de tanınmıştır.

Ayrıca ülkemizde de müzik terapi lisans, yüksek lisans, doktora eğitimlerinin başlamsı için çalışmalar yapılmaktadır.

Bu içerik için henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.