1. Anasayfa
  2. Kan Hastalıkları
  3. Sporcularda Kansızlık (Anemi) ve Performansa Etkileri

Sporcularda Kansızlık (Anemi) ve Performansa Etkileri

Bu yazı 20 Aralık 2008, Cumartesi tarihinde yayınlandı ve 5267 defa okundu

Sporcularda Kansızlık (Anemi) ve Performansa Etkileri

Aşağıdaki yazıda anemi ve belirtileri, anemilerin sınıflandırılması, anemiye yol açan tıbbi sorunlar, sporcularda anemiye yol açan özel durumlar ve anemi ile sportif performansa arasındaki ilişki hakkında ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.

Anemi; kanın hemoglobin miktarındaki azalmaya bağlı olarak dokulara metabolik fonksiyonlar için yeterince oksijen sağlanamaması (hipoksi) durumudur. Dünya Sağlık Örgütü hemoglobin (Hb) miktarının 13 gr/dl altında olması durumunu anemi olarak kabul eder.

Laboratuar bulgusu olarak, eritrosit sayısında, hemoglobin miktarında ve hematokrit değerlerinde azalma vardır. Hemoglobin ve hematokrit değerleri, yaş, seks, çevre şartlarına ve fizyolojik koşullara bağlı olarak değişir. Bu nedenle hastanın değerleri yorumlanırken bu özellikler göz önünde bulundurulmalıdır.

Belirtileri; Yorgunluk, baş ağrısı, kan basıncında düşüklük, solukluk, kalbin hızlı çalışması (taşikardi), egzersiz kapasitesinde azalma, genel düşkünlük hali, yoğunlaşma eksikliği, nefes almada güçlük, kalpte çarpıntı, terleme, kalp yetmezliği, solukluk, ağız kenarında yara, tırnak düzensizliği, toprak ve kil yeme alışkanlığı. Çocuklarda kronik anemide; davranış bozukluğu, psikomotor gelişim bozukluğu ve dikkat bozukluğu en göze çarpan bulgulardır. Bu bulgular düşünülmediği takdirde başka patolojilere yorumlanabilir.

Anemilerde tanı ve tedavinin etkinliği açısından, rölatif aneminin (hamilelik, makroglobulinemi, multipl myeloma) ile gerçek anemiden (kan kaybı, yapımda azalma, eritrosit yıkımında artma) ayrılması gerekir. Anemilerin sınıflandırılmasında pek çok sınıflama modeli kullanılmıştır. Bu derlemede; oldukça karmaşık olan anemi konusunu basit ancak bir o kadarda anlaşılır şekilde özetleyen aşağıdaki sınıflama modeli kullanılmıştır (Diyagram I).



Anemilerin Patofizyolojisi

A-) Non-Proliferatif Anemi

Eritrosit -Hb yapımında ve üretiminde niteliksel ve niceliksel bir azalma vardır. Hipoksiye kemik iliğinde eritrosit-Hb cevabında yetersizlik veya bozukluk vardır. Non-proliferatif anemilerde, retikülosit sayısı %2 altındadır. Eritrosit ve hemoglobin üretimini etkileyen patolojiler sonucunda oluşur.

Eritrosit üretimini etkileyen patolojiler arasında; kemik iliğini etkileyen hastalıklar (lösemi, aplastik anemi, granülomatöz hastalık) eritropoetin üretiminde sorun (kronik böbrek yetmezliği), folat ve Vit B12 emilimi etkileyen patolojiler sayılabilir.

Hemoglobin üretimini etkileyen patolojiler arasında; demir eksikliği, demirin porfirin halkasına katılamaması (sideroblastik anemi), globin sentezinde kantitatif (talasemiler) ve kalitatif bozukluklar (hemoglobinopatiler) sayılabilir.

B-) Proliferatif Anemi

İçsel ve dışsal nedenlere bağlı olarak eritrosit-Hb yıkımının ve/veya kaybının artması ve retikülosit sayısının %2 ve üzerinde olması durumunda proliferatif anemiden bahsedilir. Kemik iliği; dokunun oksijensiz kalması durumunda, eritrosit-Hb üretimini artırarak cevap verir. Kemik iliğinin eritrosit-Hb üretimi, gerekli maddeler olması koşuluyla herhangi bir sorun olmadan istenilen düzeyde gerçekleşir. Proliferatif anemiler arasında; kanama (akut-kronik), damar içi (G-6-PDH, piruvat kinaz eks.) ve damar dışı hemolizi sayabiliriz.

C-) Miks Tip

Miks tip anemi tanımı; non-proliferatif ve proliferatif aneminin birlikte görülmesi durumunda kullanılır. GİS sorunları (ülser, gastrit, ülseratif kolit vb.) hem kanamaya hem de eritrosit-Hb yapımı için gerekli olan; B12, folat ve demir emilimini etkileyerek miks tip anemiye yol açar.

Spora-Egzersize Bağlı Anemi

Anemiye yol açan pek çok tıbbi sorun olmakla birlikte, sporcularda aneminin en önemli nedeninin demir eksikliği olduğunu söyleyebiliriz. Egzersiz sırasında, genito üriner sistem (GUS) ve gastro intestinal sistem (GİS) yoluyla kaybedilen demir çok azdır. Terleme yolu ile kaybedilen demir de ihmal edilebilecek düzeydedir. Ancak maraton koşusunda bu kayıplar önemli olabilir. Sporcularda mikro ve markı travmaya bağlı olarak kan kaybının olması, özellikle bayan sporcularda regl dönemlerinde kan kaybının olması, beslenme programında demir içerikli ürünlerin yetersiz olması nedeniyle demir eksikliği anemisi görülür. Aşağıda sporcularda mikro ve makro düzeyde demir eksikliği anemisine yol açan tıbbı sorunlardan sık görülenlerine değinilmiştir.

A. Hemoglobinuri

Üst düzey (supramaksimal) spor damar içi hemolize yol açabilir. Etiyolojik etken olarak pek çok faktör suçlanmıştır. Damar içi hemolizinde, serum haptoglobin seviyesinde azalma, idrarda serbest hemoglobin, plazma serbest hemoglobin artışı ve retikülosit indeksinde yükselme görülür. Damar içi hemoliz, egzersizin süresi ve yoğunluğu ile artar. Yine zemin reaksiyon gücünü artıran sert zeminlerde koşu ve şok emici özelliği olmayan spor ayakkabısının kullanımı, hatalı koşu tekniği, eritrosit kırılganlığında artış, vücut ısısında yükselme ve dolaşımdaki eritrositlerin yaşlı olması damar içi hemolizini artırır.

B. Hematuri

Genellikle uzun mesafe koşucularında görülür. Koşucu mesanesi olarak da isimlendirilir. Görülebilir (gros) hematuri (idrarda kan bulunması) vardır. Mesane arka duvarı ile prostat tabanı arasında sürtünme sonucu oluşur. Egzersiz sırasında damar direncin artmasına bağlı olarak böbrek kılcal damarlarında (renal kapiller) yırtık olması sonucu da oluşabilir.

C. Gastrointestinal Kanama

Egzersiz sırasında kanın Gİ sistemden kaslara yönlenmesine bağlı olarak iskemik gastrit ve kolit görülebilir. Yine, maraton koşucularında iskemik ve metabolik nedenli GİS de kanama görülebilmektedir. Çok az sporcuda koşu sonrasında kanlı dışkı görülür. Bunun için maraton koşucularına yarış sonrası dönemde gaitada gizli kan bakılması gerekir. Yine sporcularda strese ve/veya ağrı kesici kullanımı mukozal hasar, gastrit ve ülsere yol açarak kanamaya neden olabilir.

Anemi Tanısı

Sporcularda, demir eksikliğinin erken tanısında öncelikli testler sırayla, serum ferritini (depo demiri), transferrin saturasyonu, eritrosit protoporfirin ve serum transferrin reseptör sayısıdır. Hb ve eritrosit indeksleri en son düşen test parametrelerdir.

1. Tam kan sayımında; eritrosit, lökosit, hemoglobin ve hemotokrit değerleri referans değerler ile karşılaştırılır. Anemide bu değerler referans değere göre alt sınırın altındadır.



2. Tam Kan Sayımında; eritrosit indeksleri (MCV, MCH, MCHC, RDW) Diyagram-2ye göre değerlendirilir.

a) Diyagram-2ye göre makrositik anemi (megaloblastik anemi) ise B12 ve folat eksikliğine yönelik çalışma yapılır.

b) Mikrositik anemi ise Diyagram-3e göre değerlendirilir.

c) Normositik anemi ise retikülosit saysını bakılır.

1) Retikülosit sayısı %2 üzerinde ise bu çeşitli nedenlere bağlı olarak kan kaybının olduğunu ve eritrosit-Hb yapım yeri olan kemik iliğinin iyi çalıştığını gösterir. Bu durumda; kan kaybının nerden kaynaklandığını bulmaya yönelik çalışmaların yapılması gerekir.

2) Retikülosit sayısı %2 nin altında ise eritrosit-Hb yapım yeri olan kemik iliğinin iyi çalışmadığını gösterir. Bu durumda; kemik iliğini etkileyen sorunlara yönelik çalışmaların yapılması gerekir.

3. Retikülosit indeksi: Proliferatif ve non proliferatif aneminin ayrımının yapılmasında kullanılır. Yüksek retikülosit cevabı eritrosit-Hb yapımında gerekli maddelerin yeterli olduğunu ve kemik iliği cevabının normal olduğunu gösterir.

4. Periferik Yayma; diğer patololojilerin ve retikülosit indeksinin değerlendirilmesinde kullanılır.



Anemi - Sportif Performans

Demir eritrosit-Hb kompleksinde oksijenin taşınması için gereklidir. Yine mitokondrinin iç membranında yer alan hidrojen elektron taşıyıcı sistemi ve oksidatif fosforilasyonda görevli birçok enzimin ko-faktörüdür. Dolaşımdaki demir fazla olduğu durumlarda ise serbest oksijen radikalleri oluşumuna yol açarak oksidatif strese yol açar. Bilindiği gibi oksidatif stres hücresel düzeyde hasar yapıcı bir mekanizmadır. Bunun için organizmanın; sağlıklı bir yaşam ve en üst düzeyde sportif performans için demiri belirli sınırlarda tutması gereklidir. Bu bilgiler ışığı altında demirin aerobik metabolizmanın (aerobik performans) etkinliğini ve verimliliğini düzenleyen parametrelerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmaların bir özeti aşağıda sunulmuştur.

Hayvan çalışmalarında koşu performansı ile demir seviyesi arasında anlamlı bir ilişkili olduğu, demir eksiliği olan sıçanlarda performansın hemoglobin düzeyinden bağımsız olarak düşük olduğu bulunmuştur.

Sporcularda yapılan çalışmalarda; hemoglobin değerinin normal sınırlar içerisinde kalması koşulu ile hemoglobin miktarında düşmenin sportif performansı etkilemediği, referans değerin altında Hb değerlerinin ise sportif performansı olumsuz yönde etkilediği bulunmuştur. Eritrosit sayısının yüksek olduğu (hematokrit) maraton koşucularında sportif performansın da arttığı gösterilmiştir. Yine demir eksikliği anemisi olan sporcularda demir yüklemesinin performansı artırıcı etkisi ortaya konmuştur. Ancak; anemisi olmayan sporcularda, demir yüklemesinin sportif performansı artırıp artırmadığı konusu açıklığa kavuşturulamamıştır.

Sonuç olarak anemiye yol açan pek çok tıbbi sorun olmakla birlikte, sporcularda aneminin en önemli nedeninin demir eksikliği olduğunu söyleyebiliriz. Sporcularda mikro ve makro travmanın kan kaybına yol açması, bayan sporcularda regl dönemlerinde kan kaybının olması, beslenme programında demir içerikli ürünlerin yetersiz bulunması nedeniyle demir eksikliği anemisi görülür. Bunu önlemek için sporcuların; depo demirini gösteren ferritin, miktarının ölçülmesi, referans değerler altında ise oral demir preparatlarının verilmesi gerekir.

Doç. Dr. Yavuz YILDIZ

Spor Hekimliği Uzmanı

yavuzyildizmd@yahoo.com

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ

Bu içerik için henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.