1. Anasayfa
  2. Annelik ve Gebelik
  3. Tüp bebeğe sınırlama

Tüp bebeğe sınırlama

Bu yazı 18 Mart 2009, Çarşamba tarihinde yayınlandı ve 733 defa okundu

Tüp bebeğe sınırlama

İlkkez 1978 yılında Luise Brown'ın tüp bebek tekniklerinin kullanarak doğmasından sonra üremeye yardımcı teknikler ve üreme genetiği alanlarındaki bilgiler sürekli gelişti. O günden bu yana 5 milyona yakın bebek bu tekniklerin kullanılması ile dünyaya geldi. Türkiye'de şu anda yaklaşık 110 civarında üremeye yardımcı teknikler merkezi bulunuyor ve her yıl ortalama 25 bin tedavi uygulaması yapılıyor. Sayıların hızla yükselmesiyle çoğul gebeliklerde de büyük bir artışa neden oldu. Ancak bu artış beraberinde çocuk ve anne sağlığı için bazı sorunları da beraberinde getirdi. Özellikle iki ve daha çok embriyo transferinin anne ve bebeklerin sağlığında olumsuz etki oluşturabileceğinden, uzun süren tartışmalar sonucunda Türkiye'deki üremeye yardımcı tekniklerle oluşan gebeliklerin kayıt altına alınması benimsendi.

Çoğul gebeliklerin riskinin normale göre biraz daha fazla olduğunu vurgulayan Prof.Dr. Atıl Yüksel, "Çoğul gebeliklerde normalden biraz daha fazla erken doğum oluyor. Doğumdan sonra yeni doğan yoğun bakıma girme olasılıkları ve sezaryen olmaları daha da artıyor. Bu bebeklerde anomaliler normalin yüzde 40'ı kadar artış gösteriyor. İkiz gebelik, üçüz gebelik gibi çoğul gebeliklerin oranı artınca, ne kadar fazla ise içerideki embriyo sayısı getirdiği riskler de o derece artıyor. Bu riskler hem embriyolar açısından hem de anne açısından oluşuyor. Kısa vadede yeni doğan bakımı gibi sorunlar uzun vaade ise bu çocuklarda zihinsel problemlerin görülme oranı artabiliyor. O nedenle hedef olarak biz tek embriyo olmasını istiyoruz. İkiz kabul ama üçüz gebelikler olmasını istemiyoruz. Sayı 3-4'e çıktığı zaman ciddi problemler var anlamına geliyor" dedi.

Üreme Sağlığı ve İntertilite Derneği Başkanı Doç. Dr. Bülent Urman ise, çoğul gebeliklerin üremeye yardımcı tekniklerden hangi oranda etkilendiğine dair bir veri bulunmadığını, aksi taktirde getirilecek agresif kısıtlamaların, gebelik oranlarını olumsuz olarak etkilerken çoğul gebelikleri istenildiği oranda azaltamama riski bulunduğunu söyledi. Mevcut yönetmelikte 3 ile kısıtlanan ancak hekim uygun gördüğü belirten Doç. Dr Urman şunları söyledi:

"Transfer edilebilir embriyo sayısı hakkında değişiklik yapılması gerekliliği hem ÜYT (Üreme Yardımcı Teknikler) merkezi sorumluları, hem embriyologlar, hem perinataloglar, ve hem de neonatologlar tarafından kabul görüyor. ÜYT merkezi sorumluları ve embriyologlar sayının prognostik kriterlere göre değişken olmasını savunurken perinatolog ve neonatologlar sayının tüm çiftler için 2 ile kısıtlanmasını önermektedirler. Üreme Sağlığı ve İntertilite Derneği olarak görüşümüz tüm çiftler için getirilecek olan 2 embriyo kısıtlamasının olumsuz verilere sahip çiftlerde gebelik oranını ciddi anlamda azaltacağı şeklindedir. Veri toplanması ülkemiz için önemli bir sorundur. Mevcut durumda veriler yılda bir toplanmalı ve bir önceki yılın verileri takip eden yılın Ekim ayında Sağlık Bakanlığı'na gönderilmelidir. Daha sağlıklı olan yöntem ise kadının stimülasyonunun ilk gününden itibaren verilerin online olarak web tabanlı bir programa girilmesidir. Bunun için uzmanlık dernekleri Sağlık Bakanlığı ile koordineli olarak çalışmakta gönüllü olmuşlardır."

Erken doğumda ölüm riski yüksek

Gebeliklerde çocuk sayısı, ikizler-üçüzler arttıkça sorunları ortaya çıktığını söyleyen Üreme Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Timur Gürgan, Türkiye'deki tüp bebek sisteminin Avrupa standartlarına kavuşturulmasını hedeflediklerini söyledi.

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil ise, gebeliklerin kayıt altına alınması ile Türkiye Avrupa standartlarına ulaşacağını söyledi. Verilerin toplanarak protokol oluşturacağını ve yardımcı üreme teknikleri sonucu oluşan ikiz gebeliklerdeki artışın nasıl önleneceği ve embriyo transferine kısıtlama getirilmesi konusunda ayrıntılı bir çalıştay yapılacağını söyleyen İtil, "Çalıştay sonunda hazırlanan protokol 92 merkez verilerini program çerçevesinde uygulama yapılan
hastaları vatandaş kimlik numarası ile birlikte kayıt yapacak. Kullanılan ilaçlar, kaç embriyo transfer edildiği, başarı sonuçları, çoğul gebelik sonuçları gibi bütün veriler kayıt edilecek. Bu kayıtlar sayesinde Türkiye de, Avrupa'nın 35 ülkesinde yapıldığı gibi Avrupa standartlarında bir kayıt sistemine sahip olacak. Biz Jinekoloji Derneği olarak bu kayıt sistemini çok önemli biliyor ve destekliyoruz. Gerek maddi, gerekse insan gücü olarak buna elimizden gelen katkıyı yapacağız ve Sağlık Bakanlığı ile
ortak çalışma içerisinde olacağız" şeklinde konuştu.

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ

Bu içerik için henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.