Mide Asidi Masum Mu?

Bugüne kadar “reflü hastalığının” yemek borusuna kaçan mide asidinin buradaki hücrelere doğrudan zarar vermesiyle ortaya çıktığı bilinirdi.

Bugüne kadar “reflü hastalığının” yemek borusuna kaçan mide asidinin buradaki hücrelere doğrudan zarar vermesiyle ortaya çıktığı bilinirdi.

JAMA’ da yayınlanan yeni bir araştırma yemek borusunda ortaya çıkan iltihabın sebebinin doğrudan mide asidi değil yemek borusu hücreleri tarafından salgılanan “sitokinler” (proteinler) olduğunu düşündürüyor. Araştırma, reflü özofajiti olan ve halk arasında mide koruyucular olarak bilinen PPİ sınıfı ilaçlarla başarıyla tedavi edilen 12 hasta üzerinde gerçekleştirildi.

Uzmanlar, araştırmalarını PPİ kesildiğinde reflü özofajitinin tekrarlayacağı ve böylece hastalığın erken dönem bulgularının yakından gözlenebileceği hipotezine dayandırdılar. 12 hastanın 11’ inde PPİ kesildiğinde özofajiti bulgularının gerçekten tekrar ortaya çıktığını fakat bunun bir asidin yol açacağı kimyasal hasarla uyumlu olmadığını belirlediler. PPİ kesildikten 1 ve 2 hafta sonra yapılan biyopsilerde, çoğu T-hücresi olan intra-epitelial lenfositlerde anlamlı bir artış olduğu ama nötrofil ve eozinofillerin az veya hiç olmadıkları görüldü.

Biyopsilerde hücreler arası mesafelerin genişlediği, yüzeyde hasar olmadan bazal hücre ve papiler hiperplazi tespit edildi. PPİ kesildikten 2 hafta sonra yemek borusuna geçen asidin arttığı, mukoza direncinin azaldığı ve hastaların tümünde de özofajiti belirtilerinin ortaya çıktığı belirlendi.

Daha önce farelerde yapılan deneylerde de mide asidinin yemek borusunda hasar yapabilmesi için haftalar geçmesi gerektiği gösterilmişti.

Bu Sonuçlar Neyi Gösteriyor?

  • Bu araştırma, reflüye bağlı özofajitin sebebinin doğrudan mide asidinin yarattığı kimyasal hasar değil sitokinlerin aracı olduğu bir enflamasyon olduğunu gösteriyor.
  • Bu araştırma, reflü özofajiti tedavisinde PPİ sınıfı ilaçların işe yaramadığını göstermiyor ama ileride tedavide PPİ yerine sitokinleri veya enflamatuar hücreleri hedef alan ilaçların kullanılması mümkün olabileceğini ortaya koyuyor.
  • Bu araştırma, zerdeçal gibi asit salgısını etkilemeyen ama anti-enflamatuar etkisi olan yiyeceklerin reflü hastalığına neden iyi geldiğini de izah ediyor.
  • Reflü ile Reflü Hastalığını Karıştırmayalım

    Sadece halk değil tıp erbabı da bilerek veya bilmeyerek reflü ile reflü hastalığını birbirine karıştırır. Reflü kelimesinin Türkçe karşılığı geriye akıştır. Burada sözü edilen, esasında gastro-özofagal reflü’dür, yani mide muhtevası ve asidinin yemek borusuna akmasıdır, kaçmasıdır. Normalde, yemek borusu alt ucunda sifinkter ismi verilen halka şeklindeki kasların kasılması sayesinde, mide içeriğinin yemek borusuna geçmesi engellenir.

    Ancak, reflü normal kişilerde de, özellikle de yemeklerden sonra kısa süreli olarak meydana gelir. Bu reflü, yemek borusuna zarar vermeyen fizyolojik bir durumdur. Reflü, uzun süre ve fazla miktarda olduğu zaman yemek borusu alt ucunda iltihaba, yani özofajite yol açabilir. Çeşitli sebeplerle sifinkterin gevşemesi, mide asidinin yemek borusuna kaçmasını kolaylaştırır. Meselâ, gebelik, mide fıtığı, şişmanlık ve sık sık kusma sifinkterin gevşemesini kolaylaştıran faktörlerdir.

    İşte, reflü yemek borusunda iltihaba ve çeşitli belirtilere yol açtığında fizyolojik bir olay olmaktan çıkar ve bir hastalık olarak kabul edilir.

    Gelelim Neticeye