Darbeciler Ruh Hastası mı?

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan darbecilerin hasta olup olmadığına dair analizler yaptı.

Darbeci Cinnet

“Türkiye tarihi bir dönemeçten geçiyor. 27 Mayıs 1960 Darbesi’ne benzer ama başarısız bir versiyonunu yaşadık. Ancak millî bünyemiz siyasi ve sosyal reflekslerimiz bunu önledi.

Özellikle şuurlu davranan milletimize teşekkür etmek gerekir.

STK dediğimizde görünmeyen bir kahraman grup var. ASDER (Adaleti Savunanlar Derneği) yani darbe mağduru askerlerin kurduğu 1000 civarında emekli askerden oluşan dernek. Bu kişiler tankın mazotunun hortumunu keserek, periskopunu körelterek, paleti takozlayarak ve askeri ikna ederek sivil tepkiyi organize etti. 15 Temmuz 2016 gecesinden beri sahada olan onlara da teşekkür ediyorum.

İsyan girişimini FETÖ örgütünün bazı ETÖ kalıntılarını da yanına alarak yaptığı kesinleşti.

Bana soruluyor,

İnsan vücudu zaman zaman bazı dokularını yabancı doku olarak görür ona karşı antikor üretir. Antikorlar saldırıya  geçer otoimmün hastalıklar ortaya çıkar. Guatr, romatizma, Alzheimer, Ensefalit hatta şizofreni gibi. Yani bünye dostunu düşmanını karıştırmıştır.

İnsan kişiliği bazen parçalanma yaşar, bölünür, yarılır. Bir bölümü diğer bölümünü düşman olarak görür kavgaya başlar, çoğul kişilik, paranoya, şizofreni yaşanır.

Kurumların veya toplumun tüzel kişiliğinin katmanlarının iletişimsizlik, aşırı özgüven veya eğitimsizlik nedeni ile birbirine güveni zayıflar. Tetikte bekleyen kötücül arzular, hisler, örgütler ve kişiler bunu kullanır düşmanlığı artırır. Kardeş kavgası başlar. Kiminin hırsından, kimisinin taassubundan, kimisinin saflığından faydalanarak fitne ve fesadı başlatır, dost-düşman karışır kamu düzeni bozulur.

Büyüklük Paranoyası

2002 yılında basılmış Psikolojik Savaş ve 2010 yılında yayınlanmış Asimetrik Savaş kitaplarımdan hızlı bir toparlama yapmak istiyorum.

Paranoyak insanların farklı özellikleri vardır. Bu özellikler şunlardır:

İstihbaratçı Olurlar: Paranoid kişilerin, başkalarının göremediklerini gördüklerinden kuşku yoktur. Onlara göre hiçbir olay, rastlantısal ve nedensiz değildir. Komplo teorilerini çok üretirler. Sürekli tehdit altında olma duygusu ile yaşarlar. Paranoid kişiler, mini minnacık bağlantıları görmekte çok başarılıdırlar. Dil sürçmeleri, kısa bocalamalar ve küçük yalanlar onlar için büyük delil gibidir. Saflık, dürüstlük ve güveni tehdit olarak değerlendirirler. Bunlar güvenlik görevlisi iseler, abartılı raporlar yazarlar ve yöneticilerini yanlış yönlendirirler.

Büyüklük Hezeyanları vardır: Şeref ve sadakat düşkünüdürler, Sahte peygamberlik, mehdilik, İsa Mesihlik iddia sahipleri onlar arasından çıkar…

Bunlar Hasta Mıdır?

Durumları ilerler ve klinik vaka haline gelirse “sistemli hezeyan” ile kendileri de Mehdi veya İsa Mesih olduğuna inanırlar, haftanın belli günleri mesaj aldıklarına ve Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi olduklarına kuvvetle itikat ederler, cezbe halleri esnasında özel ritüel gösterirler. Eski terminoloji ile “makul delilik” olarak bilinen bu durum takipçileri tarafından anlaşılmaz. Bugünün psikiyatrik terminolojisi ile "Paylaşılmış Paranoya” ruh hali akıllarının esir alındığı takipçileri tarafından benimsenir.

Kültüre uygun hezeyanları nedeniyle kurtarıcı olduğuna hem kendisi hem de takipçileri inanmıştır

Hipnoz yetenekleri vardır, beyin yıkama üstadlarıdır.

Çok zeki kişiler ise Paranoid öngörüşe sahip oldukları için insanların hayal dünyalarına çok iyi hitap ederler. Mucize olarak adlandırılan pek çok buluş, paranoid bir insanın eseri olabilir. Karşı tarafı etkileyecek farklı bilinç durumu oluşturabilirler.

İnsanların inanmak istediği şeyi bulur onu satarlar. Karşılığında sadakat, adanmışlık, gönüllülük, fedakârlık gibi kültürel değerleri kullanarak beyin yıkarlar.

Özel örgüt psikolojisi ile özel motivasyon tekniği kullanırlar

 

“Sorma, düşünme, itaat et” diyen bir eğitim sisteminin ürünü olan birey neden onu kolayca cennete götürecek lidere inanmasın ki,

Büyüklük Paranoyası olan bir lidere asker yetiştiren eğitim sistemimiz oldukça, çok FETÖ örgütleri, çok darbe meraklıları çıkar.

Halen yeryüzünde o kişi ve örgütüne inanan varsa hasta bir kişinin peşinden gittiklerini ve mesul olduklarını bilmeleri gerekir. Aslında tâbi oldukları kutsallık değil ‘istidraç’ denilen şeytanî hallerdir, kötücül kerâmetlerdir. (http://www.sorularlaislamiyet.com/article/16282/is...)

Bu arada “Kim Allah’ın planını bozarsa Allah onun aklını alır ve hükmünü icra eder” mealindeki Peygamber sözünü de Gülen cemaatine hatırlatmak isterim.

Eğitim şart ama aslında hem akıl hem de ahlâk ve vicdan eğitimini ön şart alan din eğitimi olmalı.

Herkes “Demokrasi Kültürü”nün önemini anladı. Evet “Amaç Adaletse yöntem demokrasi” olmalı.