1. Anasayfa
  2. Beslenme
  3. Tarihin ilk biyolojik silahı “bal”

Tarihin ilk biyolojik silahı “bal”

Bu yazı 13 Ocak 2015, Salı tarihinde yayınlandı ve 1244 defa okundu

Tarihin ilk biyolojik silahı “bal”

Değerli bir besin olan Balın hakkında fazla bilinmeyen gerçekler! Aksuvital Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Uzmanı Sevil Gülsoy günümüzün en çok kullanılan ve tartışılan besinlerden olan bal hakkında bilgiler verdi.

 “ Bal arıları, çiçekler ve meyve tomurcuklarından aldıkları nektarları, bal midesi organlarında invertaz enzimiyle kimyasal değişime uğratırlar. Kovana geldiklerinde işçi arılar tarafından bal arılarının midesinden emilir ve ağızlarında yarım saat boyunca çiğnerler. Bal ancak ondan sonra hem arılar hem insanlar için tüketilir bir besin haline gelir.

Bu özel canlılar baldan elde ettikleri enerjiyi maksimum derecede kullanabilirler. Arıların hayatları boyunca tükettikleri bal miktarı yarım çay kaşığını geçmez. Öyle ki bir arı dünyanın etrafını iki yemek kaşığı bal ile dolaşabilir. Ayrıca dakikada 11400 kez kanat çarpar. Arılardan gelen o vızıltı aslında arının kanatlarının sesidir.

Ülkemizde yaygın olarak kristalize olan balın, 'şekerli bal' olduğu yönünde yanlış bir algı var. Hâlbuki şeker şurubu ilave edilmiş ballar çok uzun süre kristalleşmeden kalabilir. Saf ve doğal ballar ise, balın elde edildiği çiçeklerin türüne göre değişmekle beraber, özellikle kış aylarında ve soğukta muhafaza edildiği takdirde birkaç ay gibi kısa bir sürede kristalleşebilmektedir. Bu kesinlikle doğal bir olay olup, balın tüketilmesini önleyici bir problem değildir. Bal kristalleşmiş haliyle de tüketilebileceği gibi, benmari usulü bir ısıtma işlemiyle (sıcak su dolu bir kabın içerinde balın ısıtılması) kristaller çözdürülüp bu şekilde de tüketilebilir. Kristalleşmiş balın tüketilmesinde, sağlık açısından hiçbir sakınca yoktur. Avrupa, Amerika ve Kanada'da balın kontrollü şartlarda kristalleştirilerek "Krem bal" olarak tüketimi çok yaygındır.

Balda akla gelen ilk özellik tatlı ve enerji verici olmasıdır. İçerisinde furuktoz (%34), sakkaraz (%2), levüloz (meyve şekeri %40), su (%17), geri kalan ısımda ise demir, sodyum, kükürt, magnezyum, fosfor, polen, manganez, alüminyum, gümüş, azot, protein ve çeşitli asitlerden oluşmaktadır. Balın %3-%7 sini kaplayan bu maddeler balın kalitesini belirler.

Balı bildiğimiz şekerden ayıran çok önemli bir fark vardır. Şeker ancak sindirim sisteminde değişime uğradıktan sonra kana karışırken, bal sindirime gerek olmadan çok süratli bir şekilde kana karışır. Dolayısıyla bal insan vücudunun en yüksek derecede ve en hızlı biçimde faydalanabileceği bir gıdadır. Ilık su ile karıştırılan balın birkaç dakika içinde vücuda enerji verdiği tespit edilmiştir.

Tarihin İlk Biyolojik Silahıdır.

Türkiye'de Karadeniz bölgesinde bin 800 metre yükseklikteki ormanlık alanlarda yetişen, literatürdeki adı “Rhododendronpontica” olan ve halk arasında “dağ gülü, komar, orman gülü” olarak bilinen bitkinin renkli çiçekleri arılar tarafından bal yapılmak için kullanılır. Bu bitkiden elde edilen balın “deli bal” olarak adlandırılır.

Bu çiçekte bulunan grayanotoksin direk kalbe etki eden bir zehirdir.  Şuur kayıplarına, kaslarda gevşemelere neden olmaktadır. Kişide, çok şiddetli bir tansiyon düşmesi olursa, ölüme kadar varabilen sonuçlar doğurabilir. Deli balın fazla yenmesi veya yaşlı insanların tüketimi sonucunda, ölüm haberlerinin olduğu birçok yerde karşımıza çıkmaktadır. Sadece insanları değil hayvanların bile telef olduğunu gözlemlenmiştir.

1 çay kaşığından fazla yenilmesinin zehirlenmeye neden olabilir.

Deli bal”ın tarihte silah olarak kullanıldığına ilişkin veriler, Milattan Önce 401 yılında Karadeniz yakınlarında kamp yapan 10 bin Yunan askerin bölge halkı tarafından deli balla zehirlendiklerine ilişkin bilgiler vardır.

MÖ 67 yılında Pontus kralı Mitridat'a karşı gelen Pompey'in ordularının da aynı bölgede kamp kurduklarında, bu bölgedeki petek ballarını yiyerek zehirlendikleri ve kolayca esir düştükleri bilinmektedir.

Dünyanın en iyi bal türü olarak gösterilen deli bal, ülkemizde de büyük bir ün kazanmıştır. Birçok tedavide kullanılan deli balın, acımsı buruk tadı vardır. Çok az yenildiğinde birçok hastalığa derman olmaktadır.

Kestane Balı Deli Bal mıdır?

En çok karıştırılan bir konu da kestane balının deli bal olduğu kanısıdır. Deli bal, kestane balından farklıdır. Gelelim karışıklığın sebebine:

Kestane ağaçlarının orman altı bitki örtüsü orman gülleridir. En azından bizim ülkemizde özellikle Karadeniz bölgesinde yoğundur. Orman gülünün çiçeklenme evreleri farklılık göstermekle birlikte, orman güllerinden sonra kestane ağaçları çiçek açar.  Aynı bölgede hasat edilen iki bal ayrı ayrı hasat edilirse bu karışıklık ortadan kalkmış olur.

Aksuvital’in bal konusunda titizlikle çalıştığını söyleyen ‘Gülsoy’ sattığımız her ürünü ARGE laboratuvarımızda büyük bir özenle araştırıyoruz dedi. Ayrıca helal denilince ilk akla gelen et ürünleri belki ama bunun dışındaki tüm ürünlerde de aslında helallik açısından değerlendirilmesi gereken bir sürü kriter var. Bizde Aksuvital olarak balda helal sertifikasını aldık. Ayrıca balla ilgili yaptığımız TÜBİTAK projeleriyle de adımızdan söz ettirmeye devam ediyoruz.

1989 yılında bal üretimi ile faaliyetine başlayan Aksuvital, ilerleyen yıllarda doğal ürünler konusunda uzmanlaştı. Bugün 25 yıllık tecrübesiyle Aksuvital, Shiffa Home, Avicenna, Vitalest, Softem, Natural Hekimce markaları altında gıda, gıda takviyeleri ve dermo kozmetik ürünler üretmektedir. Aksuvital, bal,  pekmez,bitkisel yağlar, bitkisel kremler, bitkisel şampuanlar,bitkisel sabunlar, sporcu ürünleri, bitkisel çaylar, öğütülmüş ürünler, gibi zengin ürün çeşitleri ile insanlığa sağlıklı, dinç ve formda bir yaşam sunuyor.

 

Bu içerik için henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.