1. Anasayfa
  2. Tamamlayıcı Tıp, Sağlık ve Güzellik, Vitaminler ve Mineraller, Sağlıklı Yaşam, Bitkiler, Alternatif Tıp
  3. Ülkemizin Bitkilerine Sahip Çıkılmalı !!!

Ülkemizin Bitkilerine Sahip Çıkılmalı !!!

Bu yazı 23 Kasım 2015, Pazartesi tarihinde yayınlandı ve 863 defa okundu

Ülkemizin Bitkilerine Sahip Çıkılmalı !!!

Çocukluğumuzda büyüklerimizin hastalanınca yaptıkları bitkisel ilaçlar o zamanlar bize çok anlamsız gelirken, bugün bilim ışığında bunların faydaları daha da aydınlanmış durumda.

Bitkilerle tedavi, şifa arama geleneğimizde var. Uzun zamandır göz ardı edilen bu kadim geleneğe tabir uygunsa iade-i itibar yapıldı. Geçen yıl yayınlanan yönetmelikle içinde fitoterapinin (bitkilerle tedavi) de olduğu 15 tamamlayıcı tedavi yöntemi uzmanına teslim edildi. Bu kapsamda hem uzman yetiştirmek hem de tedavi için ilk merkez kapılarını açtı.

Aramızda aktara yolu düşmeyen, çareyi bitkisel tariflerde aramayan yoktur herhalde. Bu alan yıllarca işi bilmeyenlerin, sağlık sistemini istismar edenlerin elinde kaldı. Oysa Avrupa'da birçok ülkede yıllardır bitkilerle tedavi yani fitoterapi yaygın olarak uygulanıyor. Artık 'Koca karı ilacı' diye hor görülen ama bir türlü vazgeçilmeyen bitkisel ilaçlara tabir uygunsa iade-i itibar yapıldı. Türkiye'de de uzun bir hazırlık sürecinin ardından geçtiğimiz yıl, geleneksel ve tamamlayıcı tıp yönetmeliği yayınlandı. Buna göre insan sağlığına yönelik geleneksel ve tamamlayıcı 15 farklı tıp uygulama yöntemi belirlendi ve bu yöntemleri uygulayacak kişilerin eğitimi ve yetkilendirilmelerine dair esaslar düzenlendi. Fitoterepi bu 15 uygulamadan biri. Yani artık her önüne gelen bitkilerle tedavi uygulayamayacak. Bezmialem Vakfı bu açığı ilk fark eden kurum. Vakıf Türkiye'nin YÖK onaylı, her anlamda donanımlı ilk fitoterapi merkezini kurdu. "Bilimin Işığında Bitkilerle Tedavi" sloganıyla yola çıkan kurumun amacı bitkisel tedaviyi topluma doğru anlatmak ve uygulamak.

Ülkemizde Çok Sayıda Fitoterapist Var

Ülkemizde çok sayıda fitoterapist var. Eczacılık fakülteleri farmakognozi ana bilim dalı bünyesinde fitoterapi eğitimleri yüksek lisans düzeyinde uzun yıllardır veriliyor. Bu eğitimlerde tıbbi ve aromatik bitkilerin geleneksel kullanım şekilleri, etkili maddelerin saflaştırılması, analizleri, biyolojik aktiviteleri incelenir. Şimdiye kadar bu eğitimleri alan eczacı ve hekim sayısı maalesef çok değil. Bu nedenle fitoterapinin tedavi ve tedaviye destek olarak bilimsel kullanımı çok yaygınlaşamadı. Bitkilerle tedavi onu yalan yanlış kullananların ve kişilerin çaresizliklerinden para kazanmayı amaçlayanların elinde oyuncak oldu. Yayınlanan yönetmelikle insan sağlığına yönelik geleneksel ve tamamlayıcı 15 farklı tıp uygulama yöntemi belirlendi. Ve bu yöntemleri uygulayacak kişilerin eğitimi ve yetkilendirilmeleri ile bu yöntemlerin uygulanacağı sağlık kuruluşlarının çalışma usul ve esasları düzenlendi. Biz de Bezmialem Valide Sultan'ın tıbbi bitkilere olan ilgisi ve vakfın kuruluş amaçlarından da yola çıkarak fitoterapi merkezini kurduk.

Herkes Bitkisel Tedavi Uygulayabilecek mi?

Bu işi yapacak kişilerin, bitkisel ürünleri üretecek yerlerin yetkin olması gerekiyor. Çünkü hastalıkların tedavisinde kullanılacak bitkisel ürünler ilaç gibi değerlendirildiğinden üretilirken kalite kontrolünün çok iyi yapılması gerekiyor. Ayrıca kullanım aşamasında doz, kullanım süresi ve yan etkiler çok iyi bilinmeli.

100 MİLYARLIK BİR PAZAR

Son yıllarda sanayileşmenin artmasıyla hastalıkların çoğalmasıyla bitkilere olan ilgi de arttı.Son 10 yıldır insanlar doğaya döndü. Haliyle doğal yöntemlere ve bitkilerle tedaviye olan ilgi arttı. İlaç firmaları olaya sıcak bakmıyordu. İlgiyi görünce şimdi yeni ürün geliştirmek ve pazardan pay almak peşindeler. Şu anda dünya bitkisel ürün piyasası 100 milyar dolar civarında ve Türkiye'de bu pazarın 5 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Anadolu birçok kültür bitkisinin gen merkezi ve tıbbi bitkilerin ekonomiye kazandırılması açısından uygun potansiyele sahip. Ama maalesef Türkiye gıda, kozmetik ve ilaç sanayiinde kullanılan binlerce bitkisel hammaddeyi ithal ediyor. Özellikle bitkiler yurtdışına çıkartılıyor. Etken maddeleri çıkartılıp yüksek fiyatlara tekrar ülkemize satılıyor. Tıbbi ve aromatik bitkilerimiz ya doğadan toplanarak ya da yetiştirilerek 3-5 kuruşa satılıyor. Ülkemizi bitki satan konumdan nitelikli bitkisel hammadde ve bitkisel ürün satan konuma geçirmeliyiz. Türkiye bitkisel hammaddede dünya lideri olabilir. Ülkemizin sahip olduğu bitki çeşitliliği (alttür, varyete ve hibritlerle) yaklaşık 12 bin adet ve bunun yaklaşık 3 bin 600 türünün endemik (sadece ülkemizde yetişmesi) olması önemli. Bu sayı bütün Avrupa kıtasındaki bitki sayısına hemen hemen eşittir.

Yetkili Hekim Sayısı Oldukça Az

Ülkemizde bu anlamda yetişmiş hekim sayısı yok denecek kadar az. Yapılacak olan eğitimlerle bu sayının daha da atmasını amaçlıyoruz.

Bu Alandaki Dünya Liderleri Kim?

- Almanya ve Japonya bitkisel ürünler konusunda lider ülke. Kültürlerinde de bitkileri çok kullanıyorlar. Almanya'da tedavilerin yüzde 66'sında doktorlar hastalarına bitkisel ürünler reçete ediyor. Japonya'da ise bu oran yüzde 70'leri buluyor. Çin ve Hindistan bitkisel hammadde üretiminde büyük yol kat etmiş. Milyarlarca dolarlık bitkisel hammadde ihracatı yapıyorlar. Yapılan çalışmalar bilimsel verilerle de destekleniyor.

En kıymetli bitki hangisi ülkemizde?

- Ülkemizde yüzlerce önemli tıbbi ve aromatik bitki var ve bunlar aslında ülkemizin geleceği. Örneğin sideritis türleri var, dağ çayları adıyla bilinir. Antalya'da demetler halinde pazarlarda satıldığını görmüşsünüzdür. Almanlar bunu Antalya'ya gide-gele öğrenmişler ve ülkelerine götürüp soğuk algınlığında kullanıyorlar. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na verdiğimiz bir projemiz kabul edildi. Dağ çaylarından soğuk algınlığı için kullanılan bitkisel ilaç geliştireceğiz. Amacımız bize özgü ilk ürünü yapmak. Bunun gibi birçok şey yapılabilir.

 Evde Olması Gereken Bitkiler

* Adaçayı : Antiseptik özelliğinden dolayı diş eti, damak, ağız ve boğaz iltihaplarında etkilidir. Gargara şeklinde de kullanılabilir.

* Zencefil : Mide bulantısına karşı kullanılır. Ayrıca öksürük kesici ve soğuk algınlığında kullanılır.

* Melisa : Yatıştırıcı etkisinden dolayı sinirsel kaynaklı uyku sorunları ve huzursuzluk durumlarında kullanılır.

* Çörekotu : Bağışıklık sistemini güçlendirici, astım ve bronşitte solunum kolaylaştırıcıdır.

* Ihlamur : Öksürük kesici ve balgam söktürücü, soğuk algınlığında kullanılır.

* Papatya : Mide, barsak sancılarına giderir, idrar söktürücü özelliğe sahiptir.

BU YAĞLAR ELİNİZİN ALTINDA OLSUN

* Kantaron yağı: Eski çağlardan beri kullanılan kantaron yağı yanıklarda ve kapalı yaralarda bir numaralı yardımcınız olmalı. Yanıkları kısa sürede iyileştirdiği gibi, yanık anındaki acıyı dindirir. Yanığın mikrop kapmasını ve iltihap oluşumunu engeller. Yara ve yanık bölge üzerine yeterli miktar tabaka oluşturacak şekilde sürülerek günde en fazla iki kez en az bir hafta boyunca kullanılır. Ancak özellikle hassas ciltlerde güneş ışığına hassasiyet riski nedeniyle doza dikkat edilmeli ve kullanılan bölgeler doğrudan güneş ışığına maruz kalmamalıdır.

* Lavanta yağı: Lavanta yatıştırıcı ve sakinleştirici etkisiyle bilinmektedir. Adet sancılarının, tansiyon ve baş ağrılarının tedavisinde kullanılır. Üç damla lavanta yağı 10 ml badem yağına eklenir. Adet sancısı için karın bölgesine, tansiyon kaynaklı baş ağrısı için enseye ve şakaklara masaj yapılarak kullanılır.

* Okaliptus yağı: Bataklıkların kurumasına yardım eden ve sıtma ağacı olarak da bilinen okaliptus, öksürük ve soğuk algınlığı gibi solunum yolları hastalıklarının tedavisinde kullanılır. İki ml okaliptüs uçucu yağı, 50 ml badem yağı içerisine ilave edilerek, bronşit ve astımda göğüs bölgesine masaj yapılarak kullanılır. Bir litre sıcak su içeren kaba 10 damla okaliptüs yağı ilave edilerek inhalasyon yolu ile soğuk algınlığı ve öksürükte solunum yolu antiseptiği olarak kullanılır.

* Aynısafa yağı: Yüzyıllardır kozmetikte ve tıpta kullanılan Akdeniz kökenli aynısafa, deri çatlakları, güneş yanıkları ve böcek ısırıkları gibi birçok deri sorununun tedavisinde doğrudan veya krem şeklinde kullanılır.

* Karanfil yağı: Çiçek tomurcuğu olan karanfil, özellikle karanfil yağı, diş ağrısını dindirmede kullanılır. Günde üç, dört kez karanfil çiğnenir veya bir parça pamuğun üzerine üç damla uçucu yağ konup günde üç kez ağrıyan dişe veya diş etine uygulanır. Hekime gidene kadar bir ilkyardım yöntemi olarak kullanmak gerekir.

* Biberiye yağı: Akdeniz bitkisi olan biberiye, haricen romatizma ve kas ağrılarının tedavisinde kullanılır. Romatizma ve kas ağrılarının tedavisinde, 10 ml sızma zeytinyağına üç damla eklenerek seyreltilir. Ağrıyan eklemler bu karışımla ovulur.

* Çay ağacı yağı: Uçuk, akne için çay ağacı yağı iki-üç damla çay ağacı yağı bir kulak çubuğuna damlatılır. Çubuk, uçuk üzerinde 15 saniye tutulur. Uygulama günde üç-dört kez tekrarlanır.

* Kekik yağı: Tırnak mantarı için kekik yağı etkilidir. İki-üç damla kekik uçucu yağı kulak çubuğu yardımıyla tırnak mantarı üzerine doğrudan uygulanır. Bu işlemi en az 10 gün süreyle yapmak gerek

Bu içerik için henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.