Su: Yaşam Kaynağı

Su: Yaşam Kaynağı

Su yeryüzündeki tüm canlı varlıklar için yaşam kaynağı ve vazgeçilmez, alternatifsiz bir maddedir. İnsan vücudunun büyük bölümü sudan oluşur. Sebzeler yüzde 95, meyveler ise yüzde 80-90 oranında su içerir. Et ve balık gibi gıdalar da önemli oranda su içermektedir. Kuru halde satılan makama, un ve pirinç gibi birçok yiyecek pişirme sırasında emdiği büyük miktarda suyun vücuda girmesine katkıda bulunur. Su, mikroorganizmaların gelişmesini, besinlerin ayrışmasını sağlayan kimyasal tepkimeler için de en uygun ortamı oluşturur. Bu nedenle suyu çeşitli yöntemlerle alınmış besinler uzun süre bozulmadan saklanabilir.

VÜCUDUN SU GEREKSİNİMİ

Besinlerle alınan su miktarı, uygulanan beslenme düzenine göre günde 0,5-1,5 lt arasında değişebilir.

Vücutta süregelen yapım ve yıkım süreçleri sonucunda da bir miktar su açığa çıkar. Normal beslenen erişkin bir insanda oluşan bu tür su, günde 200-300 ml yi bulur. Su, vücuttan böbrek, deri, akciğer yoluyla, ayrıca idrar ve dışkıyla atılır. Erişkin bir kişi günde 1-2 lt arasında idrar çıkarır. Akciğerlerden atılan hava nemlidir. Bu yolla da günde yaklaşık 0,5 lt su yitirilir.

Su deri yoluyla iki biçimde atılır. Bunlardan birincisi buharlaşmadır ve miktarı günde yaklaşık 0,5 lt ye ulaşır. İkincisi, iklim ve bedensel etkinlik gibi çeşitli koşullara göre değişen terlemedir. Terleme çok olduğunda, idrarla atılan su miktarı azalır. Dışkıyla atılan su miktarı ise günde yaklaşık 150-200 ml dir. Sağlıklı kişide her zaman alınan ve atılan su miktarları birbirine eşit, yani vücudun su bilançosu dengelidir.

Vücutta su açığı aşağıda belirtilen durumlarda görülebilir:

#İçilebilecek su kaynakları sınırlı ya da kişi su içemeyecek durumda olduğunda.

#İshal ya da kusma nedeniyle aşırı ölçüde ve hızla su kaybedildiğinde.

#Aşırı terleme olduğunda.

#Solunum yoluyla aşırı su yitiriliyorsa.Örneğin yüksek ateş ya da astım nöbetleri gibi durumlarda akciğerlerden kaybedilen su miktarı artar.

#Böbrekler su tutma yeteneğini yitirdiğinde.

Bütün bu koşullarda mukozaların kurumasıyla birlikte vücut ağırlığını azaltan aşırı sıvı kaybı ortaya çıkar. Vücutta su fazlası ise böbreklerin az su atmasına yol açan kalp hastalıkları ile böbrek ve karaciğer hastalıklarında görülür. Bir yandan günlük idrar miktarı azalırken, bir yandan da fazla su dokularda birikip ödem oluşturur.

Vücudun su gereksinimi, günde 2,5-2,7 lt dolayında olan su kaybının karşılanmasına yöneliktir. Bu gereksinim hava sıcaklığı ve nem oranı gibi ortam koşullarından, potasyum ve sodyum tuzlarını az ya da çok içeren yiyeceklerin alınması gibi beslenme biçiminden büyük ölçüde etkilenir. Doğrudan ya da başka içeceklerden alınan su miktarı, yaş, iklim ve çalışma düzenine bağlı olarak günde yarım ile birkaç litre arasında değişir.

İçme suyu analizlerinin düzenli biçimde yapılması halk sağlığı açısından büyük önem taşır. Su kirliliğinin en yaygın göstergesi olarak kabul edilen koli basili, su kaynağının insan dışkısıyla kirlenip kirlenmediğini saptamaya yarar. Koli basilleri oksijene gereksinim duymadan varlığını sürdürebilen, spor oluşturmayan bakterilerdir. Suyun bir litresinde koli basili sayısının onu aşması, açık bir kirlilik belirtisi sayılır. Suyun biyolojik ve kimyasal analizi hem koli basili gibi bakterilerin oluşmasına yol açabilecek mikropların, hem de insan sağlığına zararlı atıkların belirlenmesini, gerekli önlemlerin zamanında alınmasını sağlar. Bu nedenle kentlerde sık ve düzenli biçimde denetlenen klorlanmış şebeke suyu, şişe sularından daha güvenli görülmektedir.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı.
İlk yorum yapan sen olabilirsin.

Yorum Yap

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Giriş Yap

Yorumunuzun kontrolden geçtikten sonra yayınlanacaktır.