GENLER VE İNSANOĞLU

GENLER VE İNSANOĞLU

İnsan genleri 1990’lı yılların sonuna doğru hemen tamamen deşifre edilmiştir. “Human Genome” projesi kapsamında yapılan çalışmalar, genlerimizin yaklaşık 3 milyon baz çiftinden oluştuğunu ortaya çıkardı. İşin en heyecanlı ve şaşırtıcı tarafı burası değildi tabii ki... bilim dünyası uzun zamandır, insan vücudundaki hücresel faaliyetlerin devamı (aslında canlılığın devamı) için yaklaşık 100.000 gen ve yine yaklaşık her bir genin kodladığı 100.000 protein gerektiğini söyleyegelmişlerdir. Fakat durumun böyle olmadığı ve insandaki toplam gen sayısını bunun dörtte biri yani 25.000 civarında olduğu gösterildi. Bu rakam küçük bir çiçeğin ve de bir solucanın bile sahip olduğu gen miktarıydı.

Bu, bilim dünyası açısından gerçekte bir hayal kırıklığı olmuştur. Çünkü biyolojik yaşamın en kompleks ve en üst canlısı olan insanın, kendisine filolojik olarak çok uzak ve basit canlılar kadar (solucan, küçük bir çiçek, meyve sineği vs.) gen taşıması evrim teorisi dahil pekçok bilineni kökten etkileyen bir durumdu. Ancak iş bu kadarla da bitmedi. Yine “bir gen bir protein kodlar” mantığı da bu gelişmelerden yara almıştı. Gen sayısının azlığına rağmen, insanoğlunun her bir geninin birden fazla protein sentezleyebildiği ve başka genlerle birlikte çalışarak kompleks görevler üstlenebildiği ortaya çıktı. Ve gen sayısındaki düşüşe rağmen biyolojik kontrollerin kompleksliliği katlanarak artmış oldu. Çünkü, genlerin ne zaman, hangi proteini sentezlemek için, hangi gen veya genlerle birlikte, ne kadar zaman ve ne tip protein ortaya koymak için kendilerini ifade edecekleri de ayrı bir üst kontrol gerektirmekteydi. Müthiş biyolojik zenginliğimizin devamı için, bir sirke sineğinin sahip olduğu kadar genin yeterli olması, insanın üstünlüğünü başka yerlerde araması gerektiğini ve söylenecek son sözün halen uzaklarda olduğunun önemli bir göstergesiyidi.

Bu gelişmeler son dönemde bilim camiasından savunucuları artan “intelligent design” (akıllı tasarım) taraftarlarını sevindirirken, klasik evrim teorisyenlerini güncel gelişmeler ışığında teorilerini yeniden gözden geçirmeleri ve çalışmalarına yeniden yön vermeleri konusunda teşvik ediyor.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı.
İlk yorum yapan sen olabilirsin.

Yorum Yap

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Giriş Yap

Yorumunuzun kontrolden geçtikten sonra yayınlanacaktır.